Startseite
aktuell
Bibiografie
Kritiken
Leseproben
über Habib Bektas
kontakt
Fotos: ©Bernd Böhner
aktualisiert am: 13.05.2003 14:25


Bibliografie

nächstes Buch vorheriges Buch     >>
Meyhane Öyküleri
Yazar Habib Bektas, yeni öykülerinde yalnizliklarin katmerlendigi meyhanelerdeki insanlari yansitiyor.

Istanbul - Yasamini Almanya'da sürdüren yazar Habib Bektas, 1997 Inkilap Roman Ödülü'nü kazanan romani Gölge Kokusu'nda 12 Eylül dönemiyle parçalanan bir ailenin dramini anlatmisti. "Meyhane Dedikleri" adli yeni öykülerinde de insandan yola çikiyor; farkli kültürlere uyum saglamaya çalisan 'öteki'nin yalnizligini aktariyor. Bunu yaparken çok tanidik oldugu bir mekani kullaniyor; meyhaneyi. Bir süre meyhanecilik de yapmis Habib Bektas. Tezgahin önünü arkasini, 'yalniz' insanlari taniyor.

Meyhane, yalnizliklarin çogaldigi mekânlardan biri olarak öykülerinizin ana atmosferini olusturuyor. Meyhaneyi yazi malzemesine dönüstürmenizi saglayan neydi?

H.B. Isten çikmisizdir, yorgun. Bedensel yorgunluklara bir de gönül yorgunlugu eklenir çogunca. Nedir içimizdeki agirlik? Enflasyon, kira derdi, çocugun okulu, söylenmemis, söylenememis, omuzlarimiza abanip bizi ezmis sözcükler... Dünya küçüldükçe yüregimizde büyüyen yalnizliklar biçimliyor artik çagimizin insanini. Ve bu insanlar, dünyanin her yerinde bir korunak ariyorlar.
Meyhane içimizdeki zehirin panzehiri olabilir mi? Olamaz elbette, ama "belki" demek, onu düsünmek az sey midir? Bazi meyhaneler kanimca birer adadir, korunak. Ve çogunca da yalnizliklarin katmerlendigi mekânlar. En çok ilgimi çeken de, kalabaliklarin içindeki yalnizliklardir. Yapmak istedigim, o yalnizliklari, yalnizliklarini yüreklerinde tasiyan insanlari, bir ressamin birkaç firça vurusuyla resmettigi gibi aktarmak.

Hayat meyhane tezgahinin önünde mi yoksa arkasinda mi daha gerçek?

Sahi, hayat nerede daha gerçek? Gerçek'in ne oldugunu bir bilsem! Saniyorum yanit yine sorunuzun içinde. Hayat o kadar muhtesem ve büyük ki; tezgahin ne önüne sigabilir ne de arkasina; bence meyhane hayatin içinde. Küçücük, bir nokta kadar bile olsa.

Yurtdisindaki Türk yazarlarin Türkiye'de "üvey evlat" muamelesi gördükleri söylenir. Gölge Kokusu'yla Türkiye'den ödül alan ilk "Alamanci" yazar olarak anilmistiniz.

Cografya olarak uzakta olmak, gelismis iletisim araçlarina ragmen "üvey evlat"ligi beraberinde getiriyor olabilir. Kimi zaman Istanbul'un disinda çikan edebiyat dergileri de görmezlige gelinebiliyor. "Üvey evlat"liga gelince, bütün kapilar, pencereler, sinirlar ve de duvarlar, kafalarin içinde bence. Nice duvarlar yikildi. Gün gelir, kafalarin içindeki duvarlar da yikilir.
(Kültür Sanat)
Radikal 21.02.1998

nächstes Buch vorheriges Buch nach oben   >>
Berlin’deki Istanbul

Almanya’daki su bizim meyhaneler ve meyhaneciler

Bir meyhaneci degil o, aslinda bir sair. Gölge Kokusu romaniyla Inkilap Kitabevi'nin 1997 Inkilap Roman Ödülü'nü kazanan Erlangenli bir sair. Yillarin Erlangenlisi. Erlangen, animsar misin ne demisti seni ilk gördügünde: "ilk gelisimi animsarsin/kim demistin/bu asyali, utangaç öpücügü alnima koyan." Siirin, içinde biçimlendigin kentle olan iliskini söyle dizelestiriyor: "yillar geçti/silinmeyecek izler biraktik birbirimizde/alnimdaki çizgilerden biri avrupali olurken/asyali bir ben düstü senin yüzüne."
Salihli dogumlu Habib Bektas, "ne Almanyali, ne Türkiyeli, Erlangen'in çocugu olmasa bile, artik onunla "akraba" sayiliyor. Habib Bektas, roman ve siir üretirken, bir yandan da meyhane isletiyor. Tiyatro Kahvesi, Ya da Habib'in Yeri'nde kimi zaman barin arkasinda, kimi zaman da müsteri gibi gözlüyor çevresini. O, çevresindeki çesitli tipleri ele aliyor ani-öykülerinde. Anilasmis öyküler, ya da öykülesmis anilarinda bize yeni tatlar sunuyor Meyhane Dedikleri (1997) kitabinda. Küçük küçük firça sürüslerle tamamliyor öykülerini. Kisa ama yogun ve içli öykülerle çikiyor bu kez karsimiza Habib Bektas. Habib'in Yeri, daha çok sanatçi meyhanesi gibi.
...
Habib'in sair oldugunu ögrenen müsterilerin nasil sasirdigini tahmin edebilirsiniz. O, hem bir Türk, hem de bir sair, üstelik meyhaneci, Almanlar sasirmayip da ne yapsinlar! Türkiye'ye sevdali, "Bogaziçi sen gönüller yatagi" dizesi dilinden düsmeyen ve Türklerin kirvesi bir Alman'in olabilecegini düsünüzde görseniz inanir miydiniz? Bizden biçkin bir meyhaneci tipi çiziyor "Bönburger"de. Meyhaneciler arasindaki dayanismaya güzel bir örnek Jürgen. Kumarbaz, ilgi çekmek için evini yakan ufaklik, Habib'i babasinin ahbabi olarak arkadaslarina tanitan küçük Songül... Daha niceleri... Türkü, Almani... Habib Bektas, yabanci bir ortamda yasamanin sikintilarini ele almiyor öykülerinde. O, meyhanesindeki ortamdan sicak, hos öyküler yaziyor, ustaca tipler çiziyor.
Almanya artik "aci vatan" degil, gurbet hiç degil! Ya ne peki?

Gültekin Emre
Dünya Kitap.13

 

nächstes Buch vorheriges Buch nach oben   >>

 

webmaster@habibbektas.com
zurück zur Startseite
nach oben
©Ralf Bergmann